Hayat Vakfı » Projeler » Tıp ve Sağlık Bilimleri Öğrencilerinde Psikolojik Esneklik Projesi

Tıp ve Sağlık Bilimleri Öğrencilerinde Psikolojik Esneklik Projesi

Proje Sonuç Raporu

Günümüzde yükseköğrenim, bireylerin kişisel ve mesleki gelişimlerinde önemli bir dönüm noktası olarak kabul edilmektedir. Üniversite, bilgi ve becerilerin kazanıldığı, entelektüel büyümenin desteklendiği ve gelecekteki kariyer fırsatlarının şekillendiği bir ortamdır. Ancak, üniversite eğitimi dönemi, öğrencilerin karşılaştığı çeşitli zorluklarla dolu bir süreçtir. Bu zorluklar, öğrencilerin akademik, sosyal ve duygusal uyumlarını etkileyebilir.

Üniversite öğrencileri, yoğun akademik taleplerle karşı karşıya kalırlar. Ders çalışma, ödevler, projeler, sınavlar ve sunumlar gibi sürekli artan akademik beklentiler, öğrencilerin zaman yönetimi, çalışma alışkanlıkları ve stresle baş etme becerileri üzerinde büyük bir baskı oluşturur. Bunun yanı sıra, üniversite hayatı, öğrencilerin sosyal ilişkilerini ve kişisel kimliklerini de şekillendiren bir ortamdır. Öğrenciler, yeni arkadaşlar edinme, grup çalışmalarına katılma, kulüplere katılma ve topluluk etkinliklerine katılma gibi sosyal etkinliklere katılmak için zaman ayırmak zorundadırlar. Bu süreçte, sosyal baskılar, uyum sağlama sorunları ve yalnızlık gibi sorunlar da ortaya çıkabilir. Ayrıca, üniversite öğrencileri, mali sıkıntılarla da karşılaşabilirler. Yüksek öğrenim maliyetleri, burs ve finansal destek imkanlarının sınırlı olması, öğrencilerin eğitim maliyetlerini karşılamakta zorluk yaşamalarına neden olabilir. Bunun sonucunda, öğrencilerin maddi kaygılarının artması, akademik performanslarını ve genel refahlarını olumsuz etkileyebilir.

Son yıllarda, üniversite öğrencilerinin ruh sağlığı sorunları giderek artan bir endişe kaynağı haline gelmiştir. Araştırmalar, üniversite öğrencilerinin yüksek düzeyde stres, kaygı, depresyon ve diğer ruh sağlığı sorunları yaşadığını göstermektedir. Bu sorunlar, öğrencilerin akademik performansını etkileyebilir, sosyal etkileşimlerini bozabilir ve genel yaşam kalitesini düşürebilir. Öğrencilik dönemi, birçok yeni sorumluluk ve baskıyı beraberinde getirirken, aynı zamanda geçiş dönemi olarak da kabul edilmektedir. Bu dönemde, öğrenciler, ailelerinden uzaklaşma, yeni sosyal ilişkiler kurma, akademik taleplerle baş etme ve gelecekleriyle ilgili belirsizliklerle mücadele etme gibi zorluklarla karşı karşıya kalırlar. Bu faktörler, ruh sağlığı sorunlarının ortaya çıkmasında etkili olabilir. Üniversite yönetimleri, öğrencilerin ruh sağlığına yönelik destek hizmetlerini genişletme ve güçlendirme konusunda önemli adımlar atmış olsa da, daha fazla çalışma ve araştırma bu alanda gereklidir.

Üniversitelerin sağlıkla ilgili bölümlerinde okuyan öğrenciler, diğer bölüm öğrencilerine kıyasla farklı ruh sağlığı problemleriyle karşılaşabilirler. Bu farklılıkların temelinde, sağlıkla ilgili bölümlerdeki eğitim ve gelecekteki mesleki sorumluluklarının getirdiği özel zorluklar yatmaktadır.

Birincil farklılık, sağlıkla ilgili bölümlerdeki öğrencilerin sıklıkla klinik veya hasta bakımı gibi alanlarda staj veya pratik deneyimlere sahip olmalarıdır. Bu tür deneyimler, doğrudan hasta teması ve sağlık sorunlarına tanıklık etmeyi gerektirir. Bu durum, öğrencilerin empati kurma, stresle başa çıkma ve duygusal yükümlülükleri yönetme becerilerini daha fazla kullanmalarını gerektirebilir. Öğrenciler, başkalarının acılarına maruz kalma ve ahlaki zorluklarla karşılaşma gibi durumlarla karşılaşabilir, bu da ruh sağlıklarını etkileyebilir.

Sağlıkla ilgili bölümlerdeki öğrenciler, aynı zamanda yüksek akademik beklentilerle karşı karşıya kalırlar. Tıp, hemşirelik, eczacılık, psikoloji veya diğer sağlık meslekleri gibi alanlarda okuyan öğrenciler, karmaşık ve ayrıntılı bir ders programına tabidir. Yoğun bir müfredatla başa çıkmak, zorlu sınavlara hazırlanmak ve yüksek notlar elde etmek için sürekli olarak çaba sarf etmek gerekebilir. Bu durum, öğrencilerin stres seviyelerini artırabilir, kaygı ve baskıya yol açabilir ve ruh sağlıklarını olumsuz etkileyebilir. Ayrıca, sağlıkla ilgili bölümlerdeki öğrenciler, gelecekteki mesleki sorumluluklarından dolayı büyük bir baskı altında olabilirler. Sağlık sektöründe çalışacak olan öğrenciler, insan hayatının doğrudan etkilenebileceği durumlarla karşılaşacaklardır. Bu sorumluluk duygusu, öğrencilerin moral, etik ve duygusal zorluklarla başa çıkmasını gerektirebilir. Aynı zamanda, hasta güvenliği ve başarı beklentileriyle başa çıkmak için öğrencilerin kendilerine olan güvenleri ve özgüvenleri üzerinde de etkisi olabilir. Bu nedenlerle, sağlıkla ilgili bölümlerde okuyan öğrencilerin ruh sağlığına özel dikkat göstermek önemlidir.

Üniversite öğrencilerinin ruh sağlığını desteklemek için çeşitli önlemler alınabilir. İlk olarak, üniversitelerde ruh sağlığı hizmetlerinin erişilebilir ve etkili olması büyük önem taşır. Öğrencilere, ücretsiz veya düşük maliyetli psikolojik danışmanlık hizmetleri sunulmalı ve bu hizmetlere kolayca ulaşabilecekleri bir sistem oluşturulmalıdır. Ayrıca, üniversite personelinin ve öğrenci topluluğunun ruh sağlığı konularında farkındalığının artırılması için eğitim programları düzenlenmelidir. Bununla birlikte, üniversitelerin destekleyici bir ortam oluşturması da önemlidir. Öğrencilere, stres yönetimi, zaman yönetimi ve sağlıklı yaşam becerileri gibi konularda eğitimler verilmeli ve bu becerilerin geliştirilmesine yönelik kaynaklar sağlanmalıdır. Fiziksel aktivitelere teşvik edilmeli ve spor salonları, spor kulüpleri veya egzersiz programları gibi imkanlar sunulmalıdır. Ayrıca, sosyal etkinliklerin teşvik edilmesi, öğrenciler arasındaki bağları güçlendirerek destekleyici bir sosyal ağ oluşturabilir.

Tüm bunları üniversitelerin tek başına yapmasını beklemek haksızlık olabilir. sivil toplum kuruluşlarının bu konuda destek olabileceği birçok madde bulunmaktadır. Bunlardan bazılarına şunlar örnek olarak verilebilir:

  1. Ruh Sağlığı Farkındalığı Kampanyaları: Sivil toplum kuruluşları, üniversite kampüslerinde ruh sağlığı farkındalığı yaratmak için bilinçlendirme kampanyaları düzenleyebilir. Bu kampanyalar, broşürler, posterler, seminerler ve etkinlikler aracılığıyla öğrencilere ruh sağlığı hakkında bilgi sağlayabilir ve destigmatizasyonu teşvik edebilir.
  2. Psikolojik Destek Grupları: Sivil toplum kuruluşları, üniversite öğrencilerine yönelik psikolojik destek grupları oluşturabilir. Bu gruplar, benzer sorunlarla mücadele eden öğrenciler arasında destek, paylaşım ve dayanışma sağlar. Profesyonel rehberlik ve danışmanlık desteğiyle birlikte düzenlenen bu gruplar, öğrencilerin duygusal destek ve bilgi paylaşımına erişmelerine yardımcı olur.
  3. Ruh Sağlığı Eğitimleri ve Atölyeleri: Sivil toplum kuruluşları, üniversite öğrencilerine yönelik ruh sağlığı eğitimleri ve atölyeler düzenleyebilir. Stres yönetimi, duygusal zeka, kaygıyla başa çıkma, uyku düzeni ve sağlıklı yaşam becerileri gibi konuları kapsayan bu eğitimler, öğrencilere pratik bilgiler ve stratejiler sunarak ruh sağlığını güçlendirmelerine yardımcı olabilir.
  4. Akran Destek Programları: Sivil toplum kuruluşları, üniversite öğrencilerine akran destek programları sunabilir. Bu programlar, daha üst sınıflardaki öğrencilerin, yeni başlayanlara rehberlik etmelerini ve deneyimlerini paylaşmalarını içerir. Bu şekilde, öğrenciler arasında destek ağı oluşturulabilir ve sorunlarla başa çıkmada yardımcı olunabilir.
  5. Sağlıklı Yaşam Etkinlikleri: Sivil toplum kuruluşları, üniversite öğrencilerine yönelik sağlıklı yaşam etkinlikleri düzenleyebilir. Spor turnuvaları, meditasyon atölyeleri, doğa yürüyüşleri gibi etkinlikler, öğrencilerin fiziksel aktivite yapmalarını ve stresi azaltmalarını teşvik eder.

Biz de bu fikirlerden yola çıkarak Hayat Sağlık ve Sosyal Hizmetler Vakfı (HSV) ve İstanbul Medeniyet Üniversitesi Tıp Fakültesi işbirliğiyle bir sosyal sorumluluk projesi hazırlamaya karar verdik. Proje iki parçadan oluşmaktaydı. İlk parçasında hem Ruh Sağlığı ve önemine dikkat çekmek hem de geliştirmeye yönelik olarak “Tıp ve Sağlık Bilimleri Öğrencilerinde Psikolojik Esneklik” başlıklı semineri gerçekleştirmeyi ve sonrasında bu seminere katılmaya gönüllü öğrencilerle 4 oturumluk grup psikoterapi destek programı yapmayı planladık.

Projenin ilk parçası için Hayat Sağlık ve Sosyal Hizmetler Vakfı’nın sosyal medya hesapları ve öğrenci whatsapp gruplarında davet metni yayınlandı. 19 Mart 2023 tarihinde HSV Anadolu şubesi merkezinde Doç.Dr.M. Emrah Karadere tarafından “Tıp ve Sağlık Bilimleri Öğrencilerinde Psikolojik Esneklik” konulu yakşalık 90 dk’lık seminer gerçekleştirildi. Seminere İstanbul’daki çeşitli üniversitelerinin Tıp Fakültesi, Eczacılık Fakültesi ve Sağlık Bilimleri Fakülterinde okuyan yaklaşık 16 katılımcı katıldı. Beklenenden az öğrenciyle yapılmış olsa da seminerden ziyade grup danışmanlığı şeklinde geçmiş oldu.  İnteraktif bir şekilde yapılmış olan seminerle ilgili katılımcıların hepsi olumlu geribildirimde bulundu ve tamamına yakını ikinci parça olan grup danışmanlığı kısmına katılmak istediklerini bildirdi.

Projenin ikinci parçasına katılmaya gönüllü kişilere projeyle ilgili hazırlanmış olan öntest bataryası gönderildi. Bataryayı 12 kişi oldurdu. Batarya sosyodemografik form, depresyon anksiyete stres ölçeği (DASS), kabul ve eylem formu üniversite öğrencileri (AAQ_UNI), Yaşam kalitesi ölçeği (WHOQOL-BREF)’den oluşmaktaydı. Grup oturumlarında: 1. Oturumda  “Değerler, Kontrol stratejilerin farkındalığı”,  2. oturumda “Kabul, Değer, Kendindelik Becerileri” 3. Oturumda “Ayrışma, Kabul, Kendindelik Becerileri”, 4. Oturumda “Kabul, Kendine Şefkat, Kendine Perspektif Alma, Kendindelik Becerileri” çalışıldı. Birinci ve ikinci oturuma 10, üçüncü ve dördüncü oturuma 8 kişi katıldı. Son oturumdan sonra katılımcılara sontest bataryası gönerildi. Öntest bataryasını 12 kişi, son test bataryasını 8 kişi doldurdu. Bataryayı dolduran 12 kişinin sosyodemografik bilgilerine bakıldığında yaş ortalamalarının 24,6±2,87, %91’inin (n:11) kadın ve bekar olduğu görüldü. İkisinin kronik hastalığı olduğu, bir tanesinin antidepresan kullandığı bildirildi. Okudukları fakültelere bakıldığında 6’sı Tıp fakültesi, 2’si Hemşirelik bölümü, 2’si Eczacılık bölümü, 1’i Diş hekimliği bölümü ve 1’inin Beslenme ve diyetetik bölümü öğrencisi olduğu bildirildi.  

Sonuç

Sağlık alanında öğrenim gören üniversite öğrencilerine yönelik planladığımız psikolojik esneklik kazanma becerisi geliştirme projemizin tüm basamaklarına toplam 8 öğrenci katılım gösterdi. Katılımın, geniş bir kitleye duyuru yapılmış olmasına rağmen bu düzeyde düşük olması, bu alandaki öğrencilerin akademik takvimlerindeki yoğunlukları ile ilişkili olabileceğini akla gelmektedir. Seminere ve her dört oturuma da katılan 8 öğrencinin ön-test ve son-test sonuçları değerlendirildiğinde DASS, AAQ_UNI ve WHOOL-BREEF ölçek puanlarında anlamlı düzeyde farklılık saptanmamıştır. Katılımcıların olumlu geri bildirimlerine rağmen istatistiksel anlamlılığın olmaması örneklem küçüklüğünden kaynaklanıyor olabilir. İlerleyen tarihlerde daha geniş katılımlı ve daha uzun erimli projelerle sağlık alanındaki öğrencilerin psikolojik esneklik becerileri kazanmasına yönelik çalışmaların devam etmesi faydalı olacaktır.